Retrospektif bir James Bond İncelemesi

James Bond 11953’te Ian Flemming tarafından yaratılan Bond serisinin ilk filmi 1963’te çekildi. İlk film Dr. No’nun başarısı serinin sürmesinde etkili oldu. Tabii James Bond popüler bir seri olduğundan her film kendi döneminin trendlerine uygun çekildi. Şimdi geriye baktığımızda her filmde dönemin sosyolojisini ve modasını görebiliyoruz. Tabii ileride Skyfall’u izleyenler de günümüzle ilgili benzer çıkarımlar yapacaklar ki bunlar pozitif olacağını pek sanmıyorum.

Skyfall’u filmin soundtrack’i “Let the Sky Fall” şarkısı özetliyor. Belki de “Let Sam fail” denmeliydi. Sanki birisi Sam Mendes’e harika filmi Amerikan Güzeli’nden sonra düşen grafiğini bir gişe filmiyle iyice dibe vurdurma şansını vermiş ve Sam Mendes de bunu kaçırmamış. Filmin özellikle yönetmenlik açısından başarısızlığını Javier Bardem’in müthiş oyunculuğu bile kurtaramamış…

İşin sosyolojik kısmına gelirsek Casino Royal’deki Bond figürü daha da duygusuzlaşmış. Popüler kültürün stereotiplerine bir yenisi daha eklenmiş. Ekip başarısı ve aldatmacalarla dolu görevimiz tehlike serisi tek adamlık bir aksiyona döndüğünde zaten Bond ve benzeri serilerin de kaderi çizilmişti ancak bu kadarını beklemiyorduk…

Herkesin favori bir Bond oyuncusu vardır ve o karakterde hep onu görmek ister. Ben de hayranların büyük kısmı gibi bir Sean Connery taraftarıyım ama sadece oyunculuk olarak değil. Yönetmenlerin yarattıkları tipleme olarak da… Connery’nin Bond’u bir salon beyfendisi, zeki ve entellektüel bir karakterdi. Gerek kalmadıkça silahını kullanmayan kurnaz ve duygusal bir ajan. Hatta hiç değiştirmediği ve kadın silahı olduğu için alay konusu olan küçük tabancasıyla tanınırdı. Yeni Bond’umuz ise silahını film boyunca kılıfına sokmuyor. Daniel Craig filmin bir yarısında kas geliştirip diğer yarısında da vurabildiği kadar insan vuruyor. Hayatta karşılaşılan sorunlara karşı fiziksel güçlenme çabası zaten günümüzde de tartışılıyor. Oyuncaklardan çizgi filmlere kahramanların artık daha kaslı ve saldırgan olması belki de dönemimizin bireyselciliğini ve güç ihtiyacını anlatıyor. Bunun örneklerini çocukluğumuzun çizgi dizilerinin güncel hallerinde bile görmek mümkün.

James Bond 2

Eğer serinin yeni yönü bu olacaksa belki de bir dahaki Bond, yıllardır aksiyon filmlerine Oscar verilmesini savunan Jean Claude Van Damme olmalı!  Ama daha önemlisi dünyada yüzeysellikten uzaklaşan yeni bir popüler kültür çizgisi oluşmalı…

Reklamlar